Özel Arama

GRİPTEN KORUNMANIN EN DOĞAL YOLU

Gripten korunmak için uzmanlar meyvenin kendisinin ve suyunun tüketilmesi gerektiğini söylüyor.


Gripten korunmak için öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor. Bu da tüketilen gıdalarla mümkün. Dengeli-bilinçli beslenme hastalıklara karşı korurken, vücudun direncini de artırıyor. Vitamin ilaçları yerine doğal korunma için mutlaka yeterli vitamin ve mineral alınmalı, bunun en doğal yolu da meyve ve meyve suyu tüketimi. Özellikle meyvenin kendisinin tüketilmesi vitamin ve mineral alımını olumlu etkiliyor. Meyve tüketemeyen kişiler ise her sabah meyve suyu içme alışkanlığı edinmeli. Özellikle turunçgiller, kırmızı pancar gibi katı meyvelerin sularını hemen tüketmeli, bekletmemeli.

Sema Hastanesi Diyet ve Beslenme Uzmanı Doktor Hayrettin Mutlu gribe karşı en yararlı doğal içeceğin su olduğunu söylüyor. Suyun vücudumuz için çok önemli olduğunu söyleyen Doktor Mutlu, "Çünkü vücudumuzun yarısından fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle erişkin bir insanın günlük 2 litreden fazla su tüketmesi gerekmektedir.'' diyor. Özellikle portakal, nar, elma, üzüm, limon, havuç, mandalina gibi meyvelerin sularının tüketilmesi gerekiyor.

Portakal, mandalina, limon suyu karışımlarının tercih edilmesi gerektiğini belirten Mutlu, karışık meyve sularının etkisinin daha yüksek olduğunun altını çiziyor. Meyve suyu tüketiminin günlük 2-3 bardağı geçmemesi gerektiğini söyleyen Mutlu, meyve suyuna ek olarak günlük mutlaka 2-4 porsiyon taze meyve tüketilmesi gerektiğini aktardı.

Öte yandan Mutlu, "Gribe karşı bitkisel çaylarını mı meyve sularını mı tüketmeliyiz?" sorusuna, "Meyve sularının tercih edilmesi gerekir." diye cevap veriyor. Mutlu, "Özellikle gripten korunmada hastalığın vücutta barınmasını engellemede sıcak tüketilen ıhlamur, adaçayı, yeşil çay önemli faktörken, savunma sistemimizin güçlenmesinde vitamin ve mineral kaynağı meyve suları daha etkili.'' diyor.

Meyve suyu hazırlamanın püf noktaları

Meyve mümkünse elle sıkılmalı. Elektronik makinelerle sıkılan meyveler, makinenin içindeki metallerden dolayı vitaminlerini kaybediyor.

Havuçlarınızdan maksimum seviyede su çıkartabilmek için onları 24 saat buzdolabında tutun.

Nişasta içeren meyvelerın suyunu sıkamayacağınızdan onları blenderda püre haline getirip arzu ettiğiniz meyve suyu ile karıştırabilirsiniz (örneğin muz ve havuç suyu)

Portakal kabuğu belli bir acılık oluşturduğundan kabukları ile sıkmayın.

Portakallı limonlu havuç suyu

3 mandalina, yarım limon ve 1 adet portakalın suyunu sıkın. Hazırladığınız karışımın içine 1-2 damla nar ekşisi ekleyin.

Tarçınlı armut suyu

4 armudu temizleyip kabuklarıyla dörde bölün ve kabukları soyulmuş 1 portakalla birlikte katı meyve sıkacağında sıkın. İçine 1 tatlı kaşığı toz tarçın ekleyip bardaklara paylaştırın ve hemen tüketin

Kerevizli domates suyu

1 taze kerevizin kabuklarını soyup yıkayın ve 5 orta boy domatesi kabuklarıyla katı meyve sıkacağında sıkın. Yarım çay kaşığı kadar tuz ve bir çay kaşığı karabiber ilave edip servis yapın.

Uzmanlara göre her geçen gün yayılan ve ölümlerle sonuçlanan domuz gribine karşı bitki çayları da çok etkili. Nane, limon, ıhlamur içerdiği vitaminler sayesinde hastalığın şiddetine etki etmekte. Bu nedenle kış aylarında özellikle ıhlamur, yeşilçay, ada çayı gibi içecekler de tercih edilmeli ve mümkünse bir miktar limon ve nane ile karıştırarak vitamin ve mineral değeri artırılmalı.

KIŞ ÇAYI

1 tutam ekinezya yağı, adaçayı, ıhlamur, hibiskus, 1 zencefil, 1 kabuk tarçın, 3 karanfil ve kuşburnu soğuk suyla yıkanıp bir arada kaynatılır. Demlenip sıcak servis edilir.

(internethaber)

DOMUZ GRİBİNDE,ANNELERDEN İLAÇSIZ FORMÜLLER

Domuz gribi kabusu anneleri sardı.. Anneler çocuklarını virüsten nasıl koruyor? İşte annelerden ilaçsız formüller...


Annelerin bugünlerde en çok konuştuğu konu ne dost mektubu ne eve dönüş ne de borsadaki düşüş...

Varsa yoksa domuz gribi... Gribin görülmediği okul neredeyse yok gibi. Gribin gittikçe yaygınlaştığı ve asıl vuruşu Ocak ayında yapacağını düşünen anneler 'Çocuklarımızı okula yollamamak çözüm değil' diyerek domuz gribine karşı formüller arayışında...

Virüsten korunmanın başlıca şartı vücudun direncini artırmak. İşte anneler de kendi aralarında konuşup; her uzmana kulak verip; sihirli formüller deneyerek çocuklarını ve sağlıklı kalıp onlara bakabilmek için kendilerini korumaya çalışıyor.. Geçmiş zamanın 'kocakarı ilaçları'nı andıran bu anne formüllerini sizin için derledik..

1.Artık çok bilineni ve yaygını; antibakteriyel temizleme jelleri: Piyasada tükenmiş durumda. Artık her aradığınız adreste bu jelleri bulmak mümkün değil. Dolayısıyla bulduğunuzda birkaç tane almanızı öneririz. Okul çantasında bulunmalı.

2. Sağlık Bakanlığı'nın da tavsiyesiyle 9 ölçek suyun içine 1 ölçek çamaşır suyu karıştırarak evin günlük temizliği. Özellikle banyo ve mutfak yüzeyleri ile en çok dokunulan kapı kolu ve elektrik düğmeleri...

3. Özellikle A, B6, C, D ve E vitaminlerinden oluşan vitamin takviyesi... Bu  vitaminler bağışıklık sistemini güçlendiriyor..

4. Bitki çayları: Özellikle ekinezya. Aktardan ekinazya bitkisini alıp kaynamış suyun içinde 3 dakika kadar kaynatarak bal ya da pekmezle çocuğa içirmek. Ilık içeceklerin boğaz yolunu temizlediğini hatırlatalım.

Ihlamur+zencefil+çubuk tarçın+ ayva çekirdeği ya da kabuğu+ elma kabuğu karışımı.. Yine aynı şekilde kaynatılmış suyun içinde 3 dakika demlendikten sonra içirmek.

Rezene+nane+kekik karışımı yine aynı usulle demlemek..

5. Kuşburnu, vişne ve kızılcık şurupları... Ilık olarak içirildiğinde dezenfektan etkisi de yapıyor.

6. Sarımsak süt karışımı: Sarımasağı; acı tadının ve kokusunun giderilmesi için ılınmış 1 bardak sütün içinde kaynamaya bırakarak çocuğa içirmek. Sarımdak antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisiyle biliniyor.

7. Ağza gargara: Mikropların vücudumuza girdiği kapı olan ağzın temizliği için günde 2 kez tuzlu ılık suyla gargara yaptırmak. Ya da çocukların kullanabileceği antiseptik gargaralar da doktor tavsiyesiyle alınabilir.

8. Karanfil: Bir iki adet karanfilin ağızda çiğnenerek atılması da ağızda dezenfeksiyon işlevi görüyor.

9. Burun temizliği: Burun da yine ağız gibi mikropların tutunduğu bir başka organ. Burnu gün içinde sümkürerek temizlemek. Hatta şırınga yardımı ile günde iki kez tuzlu suyla yıkamak burnu koruyor.

10. Nar suyu: Cennet meyvesi diye de adlandırılan bu meyve çok güçlü bir antioksidan. Vitamin ve aynı zamanda vitaminlerin etkisini güçlendiren mineralleri içinde barındırıyor. Her gün mutlaka narı tane tane yedirmek ya da suyunu içirmek.

11. Yoğurt özellikle de kefir: Prebiyotikten zengin hayvansal bu gıda bağışıklık sitemini güçlendirmede birebir.

12. D vitamini ağırlıklı gıdalar: C vitaminini bağışıklık sistemini desteklediği bilinir de D vitamini nedense hep unutulur. Birçok uzmana göre D bu konuda daha da etkin C'den. D vitamini zengin gıdalara ağırlık vermek: Peynir, tereyağı, yumurta, süt, yoğurt (kefir veya probiyotik yoğurt), balık (Özellikle sardalya, uskumru ve alabalık), tahıl gevrekleri...

13. Okaliptus yağı: Okaliptus yağını kaynamış suyun içine birkaç damla damlatarak buharını teneffüs etmek. Bu buharın burun ve boğaz yollarını dezenfekte ettiği söyleniyor.

14. Bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel ilaçlar: İmmuneks tablet büyükler için; İmmuzing şurup da çocuklar için. Çocuklarına bu bitkisel şurubu veren anneler var. Ama piyasada bulmak pek mümkün olmuyor.

15. Beslenme: Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin ve minerallere dikkat ederek öğünleri hazırlamak.

Vitamin A :
Balık karaciğer yağı, karaciğer

Beta karoten (proVitamin A) :
Havuç, ıspanak, kavun, kayısı

Vitamin B2 (Riboflavin) :
Tüm hububat, yağsız et, süt, yumurta, karaciğer, kuru maya

Vitamin B6 (Pyridoxine) :
Tüm hububat, yağsız et, süt, yumurta, karaciğer, kuru maya ve muz

Folik Asit :
Yeşil yapraklı sebzeler, etler

Pantotenik asit :
Bira mayası, baklagiller, alabalık, tüm hububat

Vitamin C :
turunçgiller, çilek, karnabahar

Vitamin E :
Yeşil yapraklı sebzeler, yumurta sarısı, karaciğer, buğday

Selenyum :
sarımsak, baklagiller, balık, kuşkonmaz

Demir :
Karaciğer, bezelye, yumurta sarısı, kuşkonmaz

Çinko :
Karaciğer, soya fasulyesi, ayçiçeği tohumları

Magnezyum :
Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, deniz ürünleri

Manganez :
Muz, kepek, ananas, fındık

Protein :
Yağsız et, kümes hayvanları, balık, yumurta, baklagiller, karnabahar, ayçiçeği tohumları

Antioksidanlar :
turunçgiller, baklagiller, tüm hububat

Botanik Faktörler (Phytonutrients) :
Tüm bitkisel besinler


(internethaber)

BAŞ VE MİDE AĞRISINA,ATEŞ VE GRİBE İYİ GELEN ÇAY

Yapılan araştırma, bu çayın baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.

Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, bir bardak Brezilya nane çayının, baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.

Brezilya'da birçok hastaya tavsiye edilen hyptis crenata çayını fareler üzerinde deneyen uzmanların Acta Horticulturae dergisinde yayımlanan araştırması, çayın faydalarının yanı sıra nasıl yapılması ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini de ortaya çıkarmayı amaçladı.

En yaygın metotla, kuru yaprakların 30 dakika süreyle kaynatılmasıyla yapılan çay, soğuduktan sonra içiliyor ve tadı, bilinen nane tadından çok adaçayının tadına benziyor.

Doktor Beverly Collett, hypties crenata üzerinde daha fazla araştırma yapılması ve içerdiği moleküllerin tespit edilmesi gerektiğini, bitkinin geleceğin ağrı kesicisi olabileceğini söyledi.

Araştırmaya katılan uzmanlardan Graciela Rocha da ilaçların yüzde 50'sinden fazlasında temel maddeyi bitkilerin oluşturduğunu ve insanoğlunun, tarihin başlangıcından bu yana bitkileri rahatsızlıklarını gidermede kullandıklarını hatırlattı.

(internethaber)

CİNSEL YAŞAMINIZA LEZZET KATAN ŞİFALI BİTKİLER

Uzmanlar, cinsel sorunların ortaya çıkmasında, psikolojik faktörlerin önemli ölçüde rol oynadığını söylüyor.


Şifalı bitkiler, stres nedeniyle cinsel isteksizlik yaşayanların imdadına yetişiyor.


Bitki çayları: Vücuttaki sıvıların akışını hızlandıran bitki çayları içilince, kan dolaşımı hızlanır, tutkularda ve heyecanlarda artış olur. Enerji seviyesini de yükselten bitki çayları seks yaşamını canlandırır.

Ginseng: Binlerce yıllardır Çin'de ilaç yapımında kullanılan ginseng; hormonal sistemi uyarır, erken yaşlanma sürecini yavaşlatır ve göz ardı edilemeyecek güçler verir.

Rezene: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınması cinsel gücü artırır. Rezenenin tohumundan çay da yapılarak içilebilir.

Lavanta: Salata ve yemek soslarına konan birkaç damla lavanta, seks hayatını güçlendirir.

Karanfil tanesi: Doğal afrodizyakların en güçlülerinden biri olan karanfil tanesi, yorgunluğa da iyi gelir.

Haşhaş Tohumu: Cinsel performansı artırır.

Polen: Son yıllarda afrodizyak olarak kullanılan polenin yapısında, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunuyor. Ayrıca içerisinde birçok vitamin mineral ve amino asit bulunur.

Zencefil: Yüzyıllardır duyguları harekete geçirmek için hazırlanan içkilerin karışımında kullanılan zencefil, insanı daha ateşli yapar. (Kanı sulandıran ilaç kullananların dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca, fazla tüketildiğinde de bağırsakları rahatsız eder.) Yemeklerde bahart olarak kullanılabilir. Balla karıştırılıp yenebilir. Bir hafta veya 10 gün kadar kullanılmalıdır.

Tarçın: İştah açıcıdır. Sinirsel rahatlık veren bir kokusu vardır. Gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri vardır. Afrodizyak olarak da kullanılabilir. Kışın içilen bitki çaylarına konulabilir. Tarçın yağı hoş kokusundan dolayı masaj yağı olarak da kullanılabilir.

Hardal: Cinsel bezlerin işleyişini hızlandırır.

Yasemin: Likörleri kokulandıran, harika kokulu yasemin çiçeği, etkili bir uyarıcıdır.

Süsen: Süsen kökü tozu, her iki cins için de güçlü bir afrodizyaktır.

Meyan Kökü: Meyan kökünden elde edilen toz, maden suyu ile karıştırılınca kadınlar için çok etkili bir afrodizyak haline gelir.

Vanilya: Merkezi sinir sistemine etki ederek kokusuyla uyarıcı etki yaratır.

Roka: Bolca demir ve C vitamini içeren roka, alyuvarlar için iyidir. Ayrıca, cinsel gücü de artırır.

Maydanoz: Yemeklere lezzet katan maydanoz, cinsel yaşama da lezzet katar.

Kekik: Güçlü etkileri olan kekik, özellikle erkeklerde uyarıcıdır.

Arı Sütü: Cinsel bezleri geliştiren arı sütünün etkileri, kısa zamanda hissedilir.

(internethaber)

LİPOSUCTİON NEDİR ?

Liposuction vücutta belli bölgelerde toplanan yağların vakum yardımı ile ince kanüller (metal borular) kullanılarak alınması yöntemidir. Bu girişim ile vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla yağ toplanması olan yerlerden yağlar alınarak vücuda daha orantılı bir şekil kazandırılmaktadır. Bu işlem göbek, kalça (basenler), bacaklar, diz, bel yanları, sırt bölgesi, ayak bilekleri, kollar ve çene altı gibi bölgelerde özellikle uygulama alanı bulmaktadır.

Yağların uzaklaştırılarak vücuda yeni şekil vermek amacıyla günümüzde bilimsel olarak kabul edilmiş komplikasyonları en az olan tek yöntem, yağların vakum yardımı ile emilmesi yani bilimsel adı ile liposuction yöntemidir. Bu işleme tıbbi literatürde body sculpting, body contouring, suction lipectomy gibi isimler de verilmektedir.

Liposuction işlemi büyük enjektörlerle veya vakum cihazı kullanılarak yapılabilir. Her iki durumda da vücut bölgesine göre değişmek üzere 2, 3 ve 4 mm çaplı kanüller kullanılır.

1970'li yıllardan beri liposuction, plastik cerrahide uygulanmaktadır. Daha önceki yıllarda daha kalın çaplı kanüller kullanılır idi. Son yıllarda bu yöntemdeki en önemli gelişme ıslak teknik denilen tekniğin uygulanması ve daha küçük çaplı borular kullanılmasıdır. Yağ emilecek bölgeler içine lokal anestezik ve kanamayı azaltan ilaçların (adrenalin) bulunduğu serumlar enjekte edilmekte ve bu bölgelerden yağlar daha kolay ve kansız şekilde çekilebilmektedir. Küçük çaplı kanüller kullanılması ameliyat sonrası oluşabilecek düzensizliklerin ihtimalini en aza indirmektedir.

Liposuction bir zayıflama yöntemi değildir. İdeal olarak kilosu normal ya da normalden biraz fazla olan ancak vücudun belli bölgelerinde diğer bölgelerden daha fazla yağ toplanması olan kişiler için uygulanmaktadır. Özellikle bayanlarda kalça, basen, uyluk (üst bacak), karın ve bel bölgelerinde diğer bölgelere göre daha fazla yağ toplanması görülmektedir. Bu işlem ile bu bölgeler inceltilerek diğer bölgeler ile orantısı dengelenmektedir. Liposuction ile vücut şekillendirilmesinde yağ toplanmalarının olduğu tüm bölgeler değerlendirilerek aynı seansta yağların alınması başarılı bir sonuç açısından çok önemlidir.

Liposuction ameliyatı yağ alınacak bölge uyuşturularak lokal anestezi altında veya genel anestezi altında yapılabilir. Biz çok geniş alanlarda çalışma gerekmediği durumlarda lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisini tercih etmekteyiz. Lokal anestezi ile desteklenmiş sedasyon anestezisiyle yapılan girişimlerde de anestezist doktor ameliyatta bulunmakta ve hastayı yatıştırıcı birtakım ilaçlar ile rahatlatmakta ve ağrı duyması muhtemel evrelerinde kısa süreli olarak uyutmaktadır.

Liposuction işlemi sadece kanüllerin gireceği 3-4 mm uzunluğunda kesiler yolu ile yapıldığından ameliyat sonrası herhangi bir kesi izi göze çarpmamaktadır. Ameliyat sonrası dönemde girişim yapılan bölgeye elastik korseler giydirilmektedir. Böylece derinin yeni yerine daha pürüzsüz şekilde adapte olması sağlanmaktadır. Bu korselerin ortalama 2-3 hafta boyunca giyilmesi tavsiye edilmektedir. Liposuction hasta açısından ameliyat sonrası çok rahat geçen bir girişimdir. Liposuction işlemlerinden sonra hasta genellikle birkaç saat içinde evine yollanmakta ve bir iki gün içinde işine ve günlük aktivitelerine geri dönebilmektedir.

Ameliyat sonrası oluşabilecek hafif ağrılar ağrı kesiciler ile kontrol edilebilir. Liposuction girişiminden sonra yağ alınan bölgelerde ödem ve morluklar oluşacaktır. Morlukların geçmesi 3-4 haftayı, şişliklerin tam olarak inmesi ve kesin sonucun ortaya çıkması da 6-8 haftayı bulabilmektedir.

Liposuctiondan sonra hastaya fiziksel egzersizler ve işlemin yapıldığı bölgelere LPG uygulamaları önerilmektedir. Bu şekilde ödemlerin daha çabuk geçmesi ve derideki dalgalanma ihtimalinin daha az olması sağlanmaktadır.

Liposuction işleminde en önemli komplikasyon yağ alınan bölgede dalgalanmalar (ondülasyon) ve birtakım göçük noktaların oluşmasıdır. Yağ alınan bölgeden normalden fazla yağ alınması veya düzensiz olarak yağ alınması bu sonucu doğuracağı gibi deri elastikiyeti iyi olmayan kişilerde de bu durum ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan bu problemlerin düzeltilmesi oldukça güçtüır. Bu nedenle bu işlemin deneyimli ellerde uzman kişiler tarafından yapılması çok önemlidir.

Liposuction, sellülit denilen derideki düzensizlikleri azaltabilmekle birlikte tamamen ortadan kaldırmayacağı bilinmelidir. Deri elastikiyeti iyi olan genç hastalarda daha iyi estetik sonuçlar elde edilmektedir. Liposuction yapılan bölge yağ hücrelerinin sayısı azaltıldığından, kişi bundan sonraki yaşamında kilo aldığında özellikle bu bölgelerde yağ toplanması olmamaktadır.

Liposuction işlemi uygun hastalar seçildiğinde deneyimli ellerde yapılırsa çok başarılı sonuçlar veren bir girişimdir. Ancak uygunsuz bir girişimle belli bölgelerden aşırı yağ alınmasına bağlı oluşan deformitelerin geriye dönüşünün oldukça güç olduğu akıldan çıkartılmamalıdır.

MEME DİKLEŞTİRME (MASTOPEKSİ)


Meme dikleştirme ameliyatı yerçekimi, gebelik, emzirme etkileriyle sarkan memelerin yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır.

Özellikle doğum ve emzirmeler sonucunda meme derisi elastikiyetini yitirir. Meme dokusu eski dik formunu kaybeder ve meme başları oldukları yerden daha aşağı bir noktaya inerler. Bazı olgularda meme bezlerinde küçülme ve memelerin içlerinin boşalması görülür. Meme dikleştirme ameliyatlarında amaç memeye yeni bir şekil ve dik bir form kazandırmaktır. Meme başı çevresindeki koyu renkli alan (areola) geniş ise bu ameliyatla daraltılabilir. Ayrıca gebelik sonrasında meme bezleri küçültülüp içi boşaldıysa bu dikleştirme işleminde silikon meme protezleri de yerleştirilerek meme hacmi ve gerginliği arttırılabilir.

Meme dikleştirme ameliyatlarında birçok farklı teknik uygulanabilir. Uygulanacak cerrahi teknik memelerin büyüklüğüne sarkmanın derecesine, derinin elastikiyetine ve cerrahın tercihine göre değişiklik gösterir. Hafif sarkma olan kişilerde sadece memebaşı etrafında iz kalacak şekilde yapılan cerrahi girişimler yeterli olabilmektedir. Ancak daha fazla sarma olan kişilerde meme küçültme ameliyatlarında olduğu gibi meme başı çevresinde ve meme başından aşağı doğru uzanan dik bir kesi izi oluşacaktır. Nadiren ileri sarkma olan vakalarda ise meme altı kıvrımında da kesi ve dikişler gerekebilir. Bu durumda ters T şeklinde bir iz oluşacaktır. Meme dikleştirme ameliyatlarında sarkmış ve elastikiyetini yitirmiş derinin çıkartılmasının yanısıra meme bezine yeni şekil ve form vermek için birtakım toplayıcı ve asıcı dikişler konur.

(msxlabs.org)



<- | Sonraki Sayfa ->